Hüzün müydü haleti ruhiyem, yoksa hüsran mı ? Cumartesi öğlen saatlerinde İstanbul sokaklarında tabana kuvvet turlarken yalnız başıma, yanımdan geçen arabaların içinden gelen bangır bangır marşları duyduğum zaman hissettiğim duygu neydi ? Arabalarını süsleyenleri gördüğüm zaman.. Çocuklarına o renklerde balonlar alan ailelere baktığım zaman.. 9 yedekle çıkılan ve 0-2 kaybedilen Bursa maçına aklım takıldığında.. Lakayıtlıktan son 5 dakikasına 0-2 mağlup girilen ve zar zor 2-2 ile 1 puan çıkarılabilen İBB maçını düşündüğümde.. Ankara'da Ankaraspor maçında dağa taşa atılan penaltıyı gözümün önüne getirdiğimde.. Lig sonuncusu Rizespor'a İstanbul'da kaptırılan 2 puanı, yine ligden düşen bir başka takım olan Vestel Manisa'ya verilen 2 puanı hayal ettiğimde.. Oturup da düşünerek hatırladığım şeyler de değildi bunlar. Yolda yürürken birdenbire gözümün önünden geçen hadiselerdi. Sırf bunlar bile 11 puan ediyordu. Fikstürü incelesek kimbilir daha neler çıkardı. Evet, neydi bunları düşünürken hissettiklerim ? Cevap belliydi; "hüzündü" elbette.. Hüzün.. Yani "Gönül üzgünlüğü, gam, sıkıntı". Aynen buydu haleti ruhiyem. 2006 hüzün değildi, hüsrandı. Çok net hem de. Ama bu seneki hüsran değil hüzündü. Üzgündü gönlüm. Açık ara puan farkı yapılması gereken bir ligi ezeli rakibe teslim etmişti takım. Bu sıkıntının, bu zevk almazlığın, bu saman gibi geçen günlerin tek açıklaması buydu. Bir yerlerde bayram yapılıyordu. Ve o bayramı yapmak bizler için işten bile değildi. Ama bize İstanbul sokaklarında tek başına dolaşıp, hüznü yaşamak düşmüştü. Bayramı başkaları yaşarken.. Diyeceğim o ki; kimbilir kaçıncı hüzündü bu, yolun yarısını devirmiş, üstüne kıdem bile almış ömrümüzde. Kimbilir belki daha ne hüzünler yaşayacağız. Ve evet, yolun yarısını devirip üstüne kıdem bile almış ömrümüzde çokça hüzünler de yaşatmıştık rakiplere. Ve yine yaşatacağız belki kalan ömrümüzde.. Velhasıl.. Taraftarım, tarafım diyorsak bugünleri de yaşayacağız sindire sindire.. İçimize çeke çeke.. Hatta belki bundan bile nemalanacak kulüp aşkımız, bağlılığımız.. Yapmak zorundayız.. "Aşkınla olduk derbeder" diye bağırıyorsak, bugünleri de yaşayacak ve babamızın emanetini sahipleneceğiz.. Çünkü bizde emanete hıyanet olmaz... 11 Mayıs 2008 Pazar
Hüzün..
Hüzün müydü haleti ruhiyem, yoksa hüsran mı ? Cumartesi öğlen saatlerinde İstanbul sokaklarında tabana kuvvet turlarken yalnız başıma, yanımdan geçen arabaların içinden gelen bangır bangır marşları duyduğum zaman hissettiğim duygu neydi ? Arabalarını süsleyenleri gördüğüm zaman.. Çocuklarına o renklerde balonlar alan ailelere baktığım zaman.. 9 yedekle çıkılan ve 0-2 kaybedilen Bursa maçına aklım takıldığında.. Lakayıtlıktan son 5 dakikasına 0-2 mağlup girilen ve zar zor 2-2 ile 1 puan çıkarılabilen İBB maçını düşündüğümde.. Ankara'da Ankaraspor maçında dağa taşa atılan penaltıyı gözümün önüne getirdiğimde.. Lig sonuncusu Rizespor'a İstanbul'da kaptırılan 2 puanı, yine ligden düşen bir başka takım olan Vestel Manisa'ya verilen 2 puanı hayal ettiğimde.. Oturup da düşünerek hatırladığım şeyler de değildi bunlar. Yolda yürürken birdenbire gözümün önünden geçen hadiselerdi. Sırf bunlar bile 11 puan ediyordu. Fikstürü incelesek kimbilir daha neler çıkardı. Evet, neydi bunları düşünürken hissettiklerim ? Cevap belliydi; "hüzündü" elbette.. Hüzün.. Yani "Gönül üzgünlüğü, gam, sıkıntı". Aynen buydu haleti ruhiyem. 2006 hüzün değildi, hüsrandı. Çok net hem de. Ama bu seneki hüsran değil hüzündü. Üzgündü gönlüm. Açık ara puan farkı yapılması gereken bir ligi ezeli rakibe teslim etmişti takım. Bu sıkıntının, bu zevk almazlığın, bu saman gibi geçen günlerin tek açıklaması buydu. Bir yerlerde bayram yapılıyordu. Ve o bayramı yapmak bizler için işten bile değildi. Ama bize İstanbul sokaklarında tek başına dolaşıp, hüznü yaşamak düşmüştü. Bayramı başkaları yaşarken.. Diyeceğim o ki; kimbilir kaçıncı hüzündü bu, yolun yarısını devirmiş, üstüne kıdem bile almış ömrümüzde. Kimbilir belki daha ne hüzünler yaşayacağız. Ve evet, yolun yarısını devirip üstüne kıdem bile almış ömrümüzde çokça hüzünler de yaşatmıştık rakiplere. Ve yine yaşatacağız belki kalan ömrümüzde.. Velhasıl.. Taraftarım, tarafım diyorsak bugünleri de yaşayacağız sindire sindire.. İçimize çeke çeke.. Hatta belki bundan bile nemalanacak kulüp aşkımız, bağlılığımız.. Yapmak zorundayız.. "Aşkınla olduk derbeder" diye bağırıyorsak, bugünleri de yaşayacak ve babamızın emanetini sahipleneceğiz.. Çünkü bizde emanete hıyanet olmaz...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
8 yorum:
"ulan,ulan,ulan!" deyip sustum bugün, başka da birşey yapamadım. yaşayıp öğreniyoruz...
aslında fenerbahçe için 2007/2008 sezonu başarılı mıdır değil midir şeklinde bir anket fena olmaz bence.
bence kupasız geçen sezon başarısızlıktır.
2 yıl ellerimizle verdik kupayı bana en çok bu dokunuyor...
birde hala "işte şaibesiz kupa nasıl kazanılır bunu gösterdik" gibi yorumlar duyuyorum , enaz 5 maçta direk hakem kararlarıyla alınmış puanlar hala hafızalardayken , insan evladı nasıl böyle küstah olabiliyorlar anlayamıyorum...
gs'ye sampiyonlugu,
ts'ye bütün sezon için anlatilacak bir galibiyeti
bjk'ye gelecek seneye uefaya katima firsati verdik :p
kendi düşen ağlamaz
Etrafa boş gözler ile bakıyorum 2 gündür, ne gazete okumak, ne kitap okumak, ne de internet keyif veriyor bünyeme. Çıkıp dolaşmak zor benim için. Bu okuduklarım çok etkiledi beni. Hüzünlü olmanın, umutlarımın gururunu yaşıyorum.
Şu son 1 aydır çektiğimiz ızdırabın üzerine krema oldu son 2 gündür yaşadıklarımız. Zaten sevimsizleşen İstanbul daha bir çirkin gözüküyor gözüme.
Yazdıklarınla her zamanki gibi hislere tercüman olup, hafızamızın dibinde kalanları da tekrar film şeridine eklemişsin. Eline sağlık.
Aynı zaman sürecinde beraber taşıdık bu emaneti. Allah ömür verdiği sürece de devam. Hıyanet yok dediğin gibi. Ama biraz da rüyamızda bile gördüğümüz o yüce formayı taşımanın şerefine erenlere anlatsa birileri.
Neyse, uzatmayalım. Hepimize geçmiş olsun. Umut kaldı bir başka bahara.
95'ten beri biz bunu 1 sezon haricinde surekli yasadik,yasiyoruz. Allah sonumuzu hayretsin..
Karşı kıyıdanım, kem küm edip terbiyesizlik yapmayayım.
Hüzün demişsin ya aklıma hüznün şairi canım ciğerim Metin Altıok geldi
Bir de burada onun ağzından dile getireyim hüznü dedim.
Şiire geçmeden seçtiğin resim için de bir iki söylemek boynumun borcu.
Nuri Bige Ceylan daha yeni Cannes'dan bir ödül almışken, kurşuni bir gökyüzü altında boğazı izleyen "Uzak" filminin, çekimler bittikten çok kısa bir süre sonra hakkın rahmetine kavuşmuş karakteri
"SONBAHAR
Sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur-
Sesinin solgun göğünde,
Küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur
Savrulur her yana kavruk kelimelerle,
Yüreğini acıyla buruşturur.
Bakışının pasıyla zırhlanan dünya,
Binlerce pıtrak yapıştırır yüzünün kumaşına.
Sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur-
Metin ALTIOK"
AnAvArzA
Yorum Gönder