3 Ocak 2009 Cumartesi

Merak Edilen Taraftar Psikolojileri - 17

We are the best...
We are the best...
We are the Nottingham Forest,

We are the best, We are the best,
We are the Nottingham Forest...


Bir dönem Türk tribünlerinde de oldukça söylenen bu tezahüratın doğduğu şehirdeyiz serinin bu bölümünde. Bu tezahüratı ve o müthiş Nottingham Forest takımını unutmak mümkün mü ? Elbette değil. Üstelik, şahsi fikrimize göre telaffuzu en güzel futbol kulübü isimlerinden de biridir Nottingham Forest. Yani "Natingım Forest".. İşte Nottingham kentine baktığımızda, bu kenti zenginden alıp fakire veren Sherwood Ormanının kahramanı Robin Hood'dan sonra belki de dünyaya en fazla tanıtan Nottingham Forest Kulübünü görüyoruz. Aslında İngiliz futbolunda çok fazla yerel başarısı olmamasına rağmen, 70'lerin sonu, 80'lerin başında yakaladığı müthiş kadro ve menajer Brian Clough efsanesiyle adını dünya futbol tarihine yazdırmış bir büyük kulüp. Müzesine 2 Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası, 1 Avrupa Süper Kupası, 1 Lig Şampiyonluğu, 2 Fa Cup, 4 Lig Kupası Şampiyonluğu ve 1 Charity Shield Şampiyonluğu koyan bu dev kulüp varken, bu kentte doğan, büyüyen, yaşayan insanların Nottingham Forest'ten başka bir sevdaya tutulmaları mümkün mü ? Cevap her zaman ki gibi aynı; "evet, pek tabii ki mümkün"..

İşte o kulübün adı Notts County Football Club. Şu anda dünya üzerinde profesyonel liglerde oynayan tüm kulüpler içerisinde en eski kuruluş tarihine sahip olan (1862) Nottinhgam'ın ilk kulübü. Bu arada hemen bir açıklama girelim burada. Notts County dünyanın en eski futbol kulübü değil. Profesyonel liglerde oynayan kulüpler arasındaki en eski kulüp. Dünyanın en eski futbol kulübü ise, 24 Ekim 1857 tarihinde kurulan ve hali hazırda İngiliz futbol sistemi hiyerarşisinde en alt ligler olarak kabul edilen Conference North and Conference South bünyesinde Division One South'da mücadele eden Sheffield FC. Bu kısa açıklamadan sonra tekrar Notts County'e dönelim. 1862'de kurulan Notts County, kendisinden 3 sene sonra 1865'de kurulan ezeli rakibi Foret'in müzesinin yanına hiç yaklaşamamış. Forest'in o ihtişamlı müzesine karşılık, Notts County'nin müzesinde üst düzey İngiliz futbolu organizasyonlarından sadece 1 tane var; 1894 yılı Fa Cup Şampiyonluğu. Ama serinin bundan önceki bölümlerinde de gördüğümüz gibi, sevgi engel tanımamış. Forest ne yaparsa yapsın, Notts County'liler hala Notts County'li.. Notts County ile Nottinhgam Forest'in kuruluş tarihlerinin yakınlıkları gibi, stadyumları da birbirine çok yakın. Yukarıdaki fotografta da görüldüğü gibi stadların arasından Trent Nehri (River Trent) geçiyor ve stadların uzaklığı yaklaşık 500 metre. Fotografta solda görünen stad Notts County'nin evi olan 19.500 kapasiteli Meadow Lane, sağdaki stad ise Forest'in evi olan 30.500 kapasiteli City Ground..

Notts County'nin bir başka özelliği de, dünyanın hali hazırdaki en büyük futbol kulüplerinden biri olan Juventus'a formasını vermesi. Juventus 1903 yılından bu yana çubuklu siyah-beyaz forma giyiyor ve bu formalar ilk olarak o yıllarda Juventus'da oynayan John Savage'nin girişimleriyle Nottingham'dan, Notts County'den ithal edilmiş. Nottingham Forest ile Notts County arasındaki rekabet de, ateşlilik derecesi pek hafife alınmaması gereken rekabetlerden. Örneğin Nottingham Forest taraftarları kendilerine kısaca "Notts Forest" denmesinden nefret ediyorlar. İlla ki bir kısaltma kullanılacaksa "Nott'm Forest" şeklinde kullanılmasına özellikle dikkat ediyorlar.. Her rekabetin değişik ritüelleri var işte..

Bugün itibarıyla Forest, İngiliz futbol sistemi hiyerarşisinde 2.sırada olan Football League Championship'de, Notts County ise 4.sırada olan Football League Two'da mücadele ediyorlar. Ligler ayrı olduğu için birbirleriyle karşılaşamıyorlar ama yaklaşık 500 metre mesafeli stadlarıyla hala o rekabetin güzel havasını buram buram yaşıyorlar. Yazımızın son bölümünde bu iki takımın Lig, Fa Cup ve Lig Kupası maçlarını ihtiva eden derbi istatistiklerine değinelim. Bu üç organizasyonda bugüne kadar toplam 93 kez karşılaşmışlar. Bu 93 maçın 39'unu Forest, 30'unu County kazanmış, 24 maç da berabere bitmiş. Müze ihtişamlığı konusundaki uçurum, derbi istatistiklerinde fazla söz konusu değil. 39-30'luk bir istatistik, çok da kötü bir istatistik değil Notts County adına. Velhasıl.. Yine takdir ve merak edilesi bir taraftar psikolojisi.. Forest'in çocukluk yıllarımızdaki etkisini inkar edemeyiz. Gönlümüzde yeri hep vardır Forest'in ve olacaktır. Ancak, Forest gibi bir devin ve markanın olduğu kentte Notts County'nin peşinden gitmek de takdir edilesidir hiç kuşkusuz. Forest'e de, County'ye de saygılar bizden. Yolları açık olsun...

2 Ocak 2009 Cuma

Four Four Two / Ocak 2009

Düzenli olarak takip ettiğimiz Four Four Two dergisi, Ocak sayısında teveccüh göstererek naçizane blogumuzdan bahsetmiş. Her sayıda iki blogun tanıtıldığı Altıpas / Web köşesinde şöyle yazmışlar;

KING SANTILLANA

İsmi gibi kral, hatta kraldan çok kralcı blog ! Bütün dünya Barcelona fırtınasının arkasına takılıp güzel futbolun ardından sürüklenirken, Real Madrid’in Madrid dışındaki en sağlam, en vefalı sanal kalesi… Adını Real Madrid’in 1980’lerdeki efsanevi forveti Santillana’dan alan site, özellikle bulunması zor görsellerinin yanı sıra 1970’lerin daha masum futboluyla günümüzün endüstriyel futbolu arasında köprü vazifesi görüyor. Real’e olan aşkından biraz Barça düşmanı, ama geçmişe de bugün kadar hakim olmak isteyenler için biçilmiş kaftan…
http://kingsantillana.blogspot.com

Nazik cümleleri ve tanıtımları için kendilerine teşekkür ediyoruz.

Reklamları dinlediniz.. Şimdi haberler... :)

1 Ocak 2009 Perşembe

Dixie Dean

1925-1937 yılları arasında Everton'da oynayan, 399 maçta 349 gol atan, gerçek adı William Ralph Dean olan ve Everton tarihinin tartışmasız en sembol futbolcusu olan "Dixie Dean"in, Goodison Park Stadında Park End tribününün girişine heykelini yaptıkları kendisiyle özdeşleşmiş fotografı. Dixie Dean elinde futbol topuyla takımının başında sahaya çıkıyor. Bu fotograftan yola çıkılarak yapılan heykel de aşağıda. Dixie Dean'in Everton sevgisi futbolu bıraktıktan sonra da hayatı boyunca devam etmiş. Ve son nefesi de yine Everton aşkıyla gelmiş. 1 Mart 1980 tarihinde Everton ile Liverpool arasında oynanan Merseyside Derbisinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle, Goodison Park'ın tribünlerinde son nefesini vermiş. Onun heykeli dikilmesin de kimin dikilsin...

Kara Kartal

Soldan Sağa: Antrenör Miço Negroponti, Ali, Nazım, Hakkı, Hayati, Eşref, Şeref, Adnan, Hüsnü, M.Ali, Fevzi, Nuri.

Blogu takip edenler bilirler ki, bizim Fenerbahçeliliğimiz aşikardır. Bunu bloga yansıtmama gibi bir çabamız bugüne kadar olmadığı gibi, bundan sonra da olmayacaktır. Ancak bizim Fenerbahçeliliğimiz, özellikle büyük merakımıza mazhar olan futbol tarihi konusunda, rakiplerimiz ile ilgili konuları işlememize de engel olmayacaktır. Bu konulardan bir tanesi, zaman içerisinde biriktirip sakladığımız fotografları karıştırırken karşımıza çıktı. "Kara Kartal" lakabının doğmasına neden olan Fenerbahçe-Beşiktaş maçı.. 1932-33 sezonu İstanbul Liginde Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında büyük bir şampiyonluk yarışı yaşanır. Ligin finali niteliğindeki maç 16 Haziran 1933 günü Fenerbahçe Stadında oynanacaktır. Beşiktaş'ın şampiyon olmak için mutlaka kazanması gereken maçta Fenerbahçe'ye beraberlik yetecektir. Ancak maçtan birkaç gün önce Beşiktaş Camiası adına büyük bir talihsizlik ve yıkım yaşanır. Beşiktaş Kulübü'nün futbol şubesini kuran, tüm hayatını Beşiktaş'a adayan, Beşiktaş Kulübüne bir stad kazandırmak için yoğun mesai harcayan sembol isim Şeref Bey (Ahmet Şerafettin), yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek 39 yaşında vefat eder. Beşiktaş takımı, söz konusu maça simsiyah formalarla çıkar. O maça çıkan Beşiktaş takımı yukarıdaki fotografta. Beşiktaş, kendisine mutlaka galibiyet gerektiği için maçın büyük bölümünü üstün oynar. Akın üstüne akın yapar. Ancak gol bulamaz. Beşiktaş'ın bu üstün oyununa ithafen maç esnasında tribünlerde dillendirilen, ertesi gün de basında yazılan "Kara Kartal gibi takım" benzetmesi, bu lakabın da doğuşu olur. 0-0 biten maç sonunda 1932-33 sezonunun şampiyonu Fenerbahçe olurken, bu maçtan Beşiktaş'a yıllar boyu kullanacağı "Kara Kartal" lakabı kalır yadigar.. O maça Şeref Bey'in vefatı nedeniyle göğüslerinde siyah kurdeleyle çıkan ve 1932-33 sezonu şampiyonu olan Fenerbahçe takımının kadrosu da aşağıda...

Soldan Sağa: Antrenör Szveng, Niyazi, Muzaffer, Zeki Rıza, Büyük Fikret, Esat, Cevat, Şaban, M.Reşat, Yaşar, Fazıl, Hüsamettin.

31 Aralık 2008 Çarşamba

İyi Seneler

Tüm blog dostlarımın yeni yılını en içten, en samimi dileklerimle kutlarım. 2009'da herkese önce sağlık, mutluluk ve başarı, sonra da futbolla, taraftarlıkla dolu günler dilerim.. İyi seneler...

Eski Tunusbağlılardan Kim Kaldı ?

Biraz kişiye özel post olacak ama kusura bakmayın. Yazmam lazım bu mesajı. Ey Tunusbağlı sevgili kardeşim.. Sen ki bir Kadıköylüyü, bir Gayrettepeliyi ve bir Etilerliyi gecenin bir vakti Tunusbağlı yapıp fotoladın, bize de sana selam etmek düşer.. Selam sana Tunusbağı, selam sana Tunusbağ'lı... :)

Yarı Yarıya

24 Mayıs 2008.. Bristol City ile Hull City, Championship Play-Off finalinde yenilenen Wembley Stadında karşılaşıyorlar. Tribünler itina ile ikiye ayrılmış. Ne muazzam, ne özlenir bir görüntü bizim açımızdan. Alttaki fotoda da maçı 1-0 kazanan Hull City taraftarları şampiyonluk kutlaması yapıyorlar. Bristol City taraftarları ise çoktan evlerinin yolunu tutmuşlar...