21 Kasım 2009 Cumartesi

Beşiktaş: 3 - Fenerbahçe: 0

Maç öncesi yazımızda Fenerbahçe'ye bol şans dilemiştik. Ne gerekli bir temenniymiş. Şansın Fenerbahçe'den bu kadar uzak olacağını biz de düşünmemiştik elbette. Daha maçın başında Gökhan'ın düşürülmesine çalınmayan net bir penaltısı olan, ilk 45 dakikayı domine eden, topa sahip olma oranı bir ara yüzde 65'lere varan, önemli gol pozisyonlarını kullanamayan ve nihayetinde ilk yarı biterken bir topu da direkten dönen Fenerbahçe, biraz şansa sahip olsa çok başka bir skorla gidebilirdi ilk yarının bitiminde soyunma odasına..

Ama futbol böyle bir oyun işte.. Olmadı..

İkinci yarıda da şansın omuz verdiği takım yine Fenerbahçe değildi. Fink'in 10 kez vursa 1 yada 2 kez gol yapabileceği şutun Fenerbahçe'ye rast gelmesi, Fenerbahçe'nin şansla olan küskünlüğünün net göstergelerinden biriydi İnönü'de.. Hemen arkasından gelen ikinci gol ve bariz ofsaytten gelen üçüncü gol, futbolda oynanan oyunla çıkan sonucun ne kadar da birbirinden farklı olabileceğini bir kez daha gösterdi herkese bu akşam..

Kazım'la ilgili bir iki satır yazmamız şart. Kazım'ın futbol yeteneğinden zerre kadar şüphe duymayanlardanız. Güçlü fiziğinin, süratinin, çok kolay adam geçebilme özelliğinin bilincindeyiz. Ancak bunların hepsini ortadan kaldırabilen bir illeti de var kendisinin. Lakayıtlık.. Ciddiye almamak.. Arkadaşlarıyla halı sahada zevkine top oynuyor edasıyla futbol oynamak.. Sadece bu akşamki maç için yazmıyoruz bunu. Kaldı ki bu akşamki sorun lakayıtlıktan ziyade daha çok gereksiz bir şekilde konuşmak, alt tarafı taca çıkmış-çıkmamış bir top için gereksiz yere bıdı bıdı yapmaktı. Ama yine de Kazım'ın giydiği formanın ne olduğuna, hangi ligde oynadığına, bu işten para kazandığına dikkat etmesi, futbolu boş zamanlarını değerlendirmek için oynamadığını idrak etmesi gerekiyor. Hem de bir an önce..

Maçla ilgili fazla yazacak birşey yok. Fenerbahçe oynadığı oyunun karşılığı asla bu derece farklı mağlubiyet olmayan bir maç oynadı ve kaybetti. Hepsi bu.. Biz yine istatistiklerle yazıyı bağlayalım. Bu arada öncelikle şunu belirtelim ki, Fenerbahçe maçı kaybettiği için istatistiklere dalıyor değiliz. Bizi okuyanlar bilirler ki, biz Fenerbahçe'nin kazandığı maçlardan sonra da istatistik konularına dalarız. Bunun örneklerini şurada yada şurada görebilirsiniz. Çünkü bu maçın ve tüm maçların tarihe bırakacağı izdüşüm sadece istatistiktir. Bu maçtan sonra Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi istatistikleri 121-120 yada 121-118 oldu. Önde olan Fenerbahçe. Gol sayısı Fenerbahçe'nin 440'da kalırken, Beşiktaş'ın 412'ye yükseldi.. Beşiktaş 17 Nisan 2005'te Kadıköy'de 4-3 kazandığı maçtan bu yana, yani tam dört buçuk yıl sonra Fenerbahçe'yi ilk defa ligde yendi. Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan son 8 maçın 7'sini kazanan Fenerbahçe, bugün aldığı mağlubiyetle son 9 Fenerbahçe-Beşiktaş maçında ikinci mağlubiyetini tatmış oldu...

Beşiktaş: 3 - Fenerbahçe: 0

Stad: İnönü
Hakemler: Fırat Aydınus, Bülent Gökçü, Bahattin Duran

Beşiktaş: Rüştü, İbrahim Toraman, Ferrari, Sivok, İbrahim Üzülmez, Ekrem, Ernst, Fink, Serdar Özkan (Tello dk. 46), Yusuf (Uğur dk. 68), Bobo (Nobre dk. 78).

Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan, Lugano, Önder, Roberto Carlos, Mehmet Topuz (Semih dk. 67), Emre (Vederson dk. 55), Cristian, Andre Santos (Özer dk. 74), Alex, Kazım.

Goller: Fink (dk. 54), Bobo (dk. 57), Uğur (dk. 83)
Kırmızı Kart: Kazım (dk. 75) (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Lugano, Emre (Fenerbahçe), Ferrari (Beşiktaş)

3 yorum:

Adsız dedi ki...

kadrolar,teknik direktörler,sahalar hepsi değişirken "bjk ilk defa bizi inönüde yendi" gibi garip istatisk yorumlamaların futbolda olması bence ilginç..Ve istatistik bazen sayılarla yalan söyleme sanatıdır.
Bir takım -bjk-ayağında top tutacak adam olamdığı için hemen kaleye gitmeye çalışması,ve diğer takımın her futbolcusu topu ayağında tutacak kadar yetenekli olduğu için aralarında paslaşamsı sonucu ortaya çıkan topa sahip olma oranı neyi gösterir ki..

King Santillana dedi ki...

Sayın Adsız Yorumcu,

Topa sahip olma oranı bence de herhangi birşey ifade etmiyor. Ancak kullanılıyor işte futbol analizinde. Biz icad etmedik bunu. Güncel futbol yorumlarında, maçlar oynanırken bile dikkate alınan bir veri olduğu için biz de belirtelim dedik. Bu maçın ilk yarısı için gerçek bir değer ifade eden şey, topa sahip olma oranından ziyade oynanan oyun ve girilen gol poziyonu sayısıdır. Fenerbahçenin Gökhan'la, Alex'le ve Roberto Carlos'un şutu akabinde Andre Santos'la girdiği net pozisyonlar, verilmeyen bir penaltısı, artı direkten dönen bir frikiği vardır ki, ilk yarının dominasyonu ile ilgili gerçek veriler bunlardır.

İstatistik ise sayılarla yalan söyleme sanatı değildir. İstatistik, yani derbi maçların çetelesi, derbilerin tarihe bıraktıkları yegane izdüşümdür. Çok komplike birşey de değildir. Yalan hiç değildir. Tarihte oynanan maçların yekünüdür ki, iki kulübün birbirleri ile karşılaştırılmasında futbol bazındaki en önemli gerçektir. Mesela siz 4 sene önce oynanan FB-BJK derbisinin nasıl geçtiğini hatırlıyor musunuz ? Yada 15 sene önce oynanan derbiyi ? O maçta kim baskındı, kim iyi oynamıştı, kimin penaltısı verilmemişti bir fikriniz var mı ? Muhtemelen yoktur. Çünkü doğal olan bu. Ben de hatırlamıyorum. Zaten hatırlasak da önemi ve anlamı yok. 4 sene önceki, yada 15 sene önceki veyahutta 55 sene önceki maçtan bugüne kalan şey sadece sonuçtur. İşte bu da Derbi istatistiği demektir.

Dolayısıyla derbi istatistiği önemlidir. Futbolu icad edildiği günden bugüne bir bütün olarak düşündüğünüzde en önemli hadisedir hatta istatistik tutmak..

Saygılar..

Adsız dedi ki...

İstatistik bazen sayılarla yalan söyleme sanatıdır demiştim..sorun istatistikler değil sadece bunları yorum da önemli..bjk bencede ilk yarı ve tüm maç 3-0 lık oyun oynamadı,futbol profu olan alex in dediği gibi farkı açan detaylar ve bu detaylar bjk den yanaydı.
Benim eleştirim sadece bu tip derbi maçlarda istatistikelr sadece o anki maç üstünde kalır.