Geç kaldık.. Fırsat bulamadık.. Yazamadık.. Efsane'nin göçüşünün üzerinden 14 gün geçti, biz bloga birşey karalayamadık. Hoş, zaten ne yazabiliriz, ne karalayabiliriz ki.. Kelime mi yeter, cümle mi ?Aşağıdaki postun fotografına koyarken onu, en alta şöyle bir cümle yazmışız 6 Aralık'ta; "İki tarafın gelmiş geçmiş, hatta henüz daha gelmemiş ve geçmemiş en bayrak 2 adamı.."
Gerçekten öyledir. Fenerbahçe'nin tarihinde çok bayrak adam vardır. Fikret Arıcan vardır, Fikret Kırcan vardır, Melih Kotanca vardır, Can Bartu vardır, Cemil Turan vardır, o vardır bu vardır.. Ama bayrakların bayrağı, gelmiş geçmiş en bayrak 2 adamdan biri kim ne derse desin Lefter'dir.. Diğeri de Zeki Rıza Sporel..
Velhasıl.. Söyleyecek çok fazla birşey yok. "Lefter de mi ölecekti be baba" inanamazlığı eşliğinde yolcu ettik büyük Fenerbahçeliyi.. Klişe laflara gerek yok ama şunu söylemeden edemeyiz, adam gibi adamın ölümü de adam gibi oluyor gerçekten.. Hepimiz yaşadık gördük.. Böylesine bir birlikteliği bu memlekette harbiden de çok ama çok az adam sağlardı.. Lefter giderken bunu da sağladı..
Biz de bu naçizane satırlarımızı, bizzat babamızın gençliğinde tribünlerde haykırdığı, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun da İstanbul Destanı eserinde edebileştirdiği o meşhur kafiyeyle bitiriyoruz.. Nur içinde yat büyük Fenerbahçeli Lefter...
..........................
İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Kanımın karıştığını duyarım ılık ılık
Memleketimin insanlarına
Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
Ben de bağırırım birlikte
Avazım çıktığı kadar
Göğsümü gere gere
Ver Lefter'e yaz deftere..
Bedri Rahmi Eyüboğlu / İstanbul Destanı
Türk Edebiyatında Futbol - Yapı Kredi Yayınları / Sayfa 78
0 yorum:
Yorum Gönder